» Şairin Sahneye Düşen Gölgesi
Kategoriler
Anket
Sitemi Değerlendirin
«    Kasım 2021    »
PtSaÇaPrCuCtPz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930 
Tarih: 1-05-2020, 00:05
Gönderen: OK
5


    Türk edebiyatının en renkli mizaçlarından birine sahip olan Abdülhak Hâmid Tarhan, tamamen kendine özgü bir tiyatro faaliyeti gerçekleştirmiştir. Bu faaliyet, her bakımdan nevi şahsına münhasır ve orijinaldir. Seçilen tema ve konulardan yazılış şekillerine, dil ve üslûbundan anlatım tekniklerine kadar bu orijinallik kendisini gösterir. Abdülhak Hâmid tiyatrosu kendisinden öncekilerden pek bir şey almadığı gibi kendisinden sonrakilere de takip edilecek bir tiyatro ekolü bırakmaz.
    Abdülhak Hâmid, eski şiirin yıkılıp yeni şiirin kurulmasında önemli bir rol oynamıştır. Bunun bir benzerini de tiyatro eserlerinde alegorik anlatımının arkasına gizlediği düşünceleriyle istibdadın yıkılmasını hızlandırarak yapmıştır, denilebilir. Kadın, eğitim, meşruti sistem, savaş karşıtlığı Abdülhak Hâmid'in hemen hemen bütün eserlerinde bir fikri sabit gibi ele aldığı konulardır. Tarih ise bütün cepheleriyle onun tiyatro eserlerinin arka planını oluşturur.
   Bu çalışmada Türk edebiyatının 'Şâir-i Âzam'ı olan Abdülhak Hâmid'in yirmi dört tiyatro eseri incelenmiştir. Her biri diğerinden orijinal olan bu yirmi dört eser, aynı zamanda şâirin sahneye düşen gölgesinin büyüklüğüne de şahitlik eder. 
  • Yorumlar: 0

  • “Gerek magazin ve mizahî yanı ağır basan ilk hikâyelerinde, gerekse tasvir ve tahlil yönü ağır basan sonraki hikâyelerinde olsun Reşat Nuri’nin bütün sanat hayatı boyunca ayrılmadığı ve bütün eser verdiği edebî türlerde bir leit-motif gibi tekrarladığı hayata ve  insana karşı takınılmış iyimser, müsamahalı bir tavır vardır. Bu tavır bütün hikâyelerinde “şefkat, acıma, müsamaha, sevgi, iyilik…” gibi beşerî duygular şeklinde tezahür eder. Ferdin psikolojisini tahlil ve müşahede ederek, onu yönlendirmeyi, değiştirmeyi değil; anlamaya çalışan bir yazar olarak karşımıza çıkar. Hikâyelerinde yarattığı tipleri hep bu çerçevede görmeye ve göstermeye çalışan Reşat Nuri, ahlâkî çöküntü içinde bulunan, cemiyetin dışına itilmiş, küçümsenmiş ve acınacak durumda olan kahramanlarını dahi bir sebep-sonuç münasebeti içerisinde değerlendirerek onlarda gizli kalmış insanlık cevherini belirtmeye çalışır. Bu müsamahakâr, iyimser ve sevgi dolu yaklaşım, onu hikâyelerinde çocuk kahramanlar yaratmaya sevk eder. Ve bu çocuk kahramanlar onun hikâyelerinde masumiyetin, sevginin ve acımanın hakimiyetini kurar. O ve yazdıkları Tanpınar’ın isabetle belirttiği gibi Türkçe’nin ortasında bir sevgi ve şefkat ürpermesidir.” 



    • Yorumlar: 0