Kategoriler
Anket
Sitemi Değerlendirin
«    Eylül 2021    »
PtSaÇaPrCuCtPz
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930 
Tarih: 6-05-2020, 12:52
Kategori: Duyurular
Gönderen: OK
    Kişisel web sitem ile karşınızdayım. Uzun yıllar kendi web sitem başta olmak üzere pek çok web sitesi kurdum. Bunlar içinde www.Yeni Türk Edebiyatı.com sitesi alanında büyük boşluğu doldurmuş bir site idi. Maalesef zamanın rüzgarına direnemedi yaklaşık on yıl kadar faaliyetini sürdürdükten sonra kapandı. Bugün yeniden kişisel site kurmak ihtiyacı duydum ve bu site ile karşınızdayım. Şu anda tam kapasite ile faaliyette değil. Zaman içerisinde eksikleri tamamlanacak. Bu sitede neler yer alacak. Öncelikle akademik faaliyetlerim. Yayımladığım makaleler, sunduğum bildiriler ve denemelerim tam metin olarak yer alacak. Sanatsal faaliyetlerime de yer vereceğim bu sitede: Şiirlerim, hikâyelerim, denemelerim, fotoğraflarım, kaligrafilerim ve tasarımlarım... 
    Takipçilerimden gördükleri eksiklikleri bana bildirmelerini dilerim.
    Daim muhabbetle...

   O Ğ U Z H A N  K A R A B U R G U


  • Yorumlar: 4
  • Tarih: 12-05-2020, 23:49
    Kategori: Makale
    Gönderen: OK
         Felsefenin temel problematiklerinden birisi olan varoluş üzerine eğilen Varoluşçuluk, kendisinden önceki felsefî düşüncenin aksine var olanın problemi üzerine yoğunlaşır. 19. Yüzyılın ortalarından itibaren modern insanın içerisine düştüğü bunalım ve kimlik sorununu üzerine eğilerek insanın varlığını sorgulamaya başlayan Varoluşçuluk, Tanrıtanımaz ve Hristiyan varoluşçuluk olarak ikiye ayrılır. 1930’lu yıllarda yaygınlık kazanarak edebiyatta da yansıma bulur. Türk edebiyatında pek çok yazar Varoluşçu felsefe çerçevesinde eserler verir. Günümüz yazarlarından biri olan Hasan Ali Toptaş da hikâye ve roman gibi türlerde verdiği eserlerinde varoluşçu felsefenin unsurlarını kullanır. Ölü Zaman Gezginleri hikâye kitabında yer alan “Dünya Bir Gülnida” isimli hikâyesinde “seçim”, “sorumluluk”, “özgürlük”, “kendini gerçekleştirme”, “çoklu benlik”, “umutsuzluk” gibi varoluşçu felsefenin temel kavramlarını kullandığını görürüz. İki benliği arasında var olmaya, kendini gerçekleştirmeye çalışan hikâye kahramanının, toplumsal yapı ve evlilik kurumunun engelleri sebebiyle kendini var etme mücadelesinde başarıya ulaşamaz ve umutsuzluğa düşer.   
         Anahtar Kelimeler: 
         Hasan Ali Toptaş, Dünya Bir Gülnida, Varoluşçuluk, Çoklu benlik, Ölü Zaman Gezginleri
    Devamı
    • Yorumlar: 0
  • Tarih: 12-05-2020, 23:24
    Kategori: Fotoğraflar
    Gönderen: OK

    • Yorumlar: 0
  • Tarih: 6-05-2020, 14:34
    Kategori: Bildiri
    Gönderen: OK
        Öncelikle bildirime verdiğim başlığın açıklamaya muhtaç olduğunu belirtmeliyim. Başlıktaki "Hasan Ali Toptaş'ın romanlarında…" ifadesi yazarın bütün romanlarının ele alınacağını manasını taşımıyor. Zira yazarın bütün romanlarında taşra ve taşra sıkıntısından bahsetmek mümkün değil. Bu bildiride Sonsuzluğa Nokta, Gölgesizler, Kayıp Hayaller Kitabı ve Heba adlı romanlarında taşra sıkıntısı ele alınacaktır. Başlıkta taşra sıkıntısını barındıran romanların adlarını yazmanın başlığı gereksiz yere uzatacağını düşündüğüm için bildirime "Hasan Ali Toptaş'ın Romanlarında Taşra Sıkıntısı" başlığını koymayı uygun buldum.  
        Taşra, kelime olarak dışarısı, dışardaki, dışarlık; kavram olarak da merkezin dışında olan yerleşim yeri manasına gelmektedir. Taşra, kavram olarak merkez tarafından üretilmiş ve kendisinden uzak olan yerler için adlandırılmıştır. Taşra kavramı öncelikli olarak uzaklık, mahrumiyet, imkânsızlık ve gelişmemişlik gibi manalarını barındırıyor ya da taşra kelimesi bu anlamları çağrıştırıyor. Daha çok da olumsuz bir çağrışım dikkat çekiyor. Bu mana ya da çağrışımların merkez ile karşılaştırılma yapıldığında ortaya çıktığını söyleyebiliriz. 
    Devamı
    • Yorumlar: 0
  • Tarih: 3-05-2020, 23:44
    Kategori: Bildiri
    Gönderen: OK
       Türk edebiyatı Tanzimatla birlikte Batı edebiyatlarını yakından takibe başlamıştır. Batı’da ortaya çıkan edebi akımlar, ekoller, türler bazen gecikmeyle  de olsa Türk edebiyatında da yankısını bulmuştur. Yankısını bulan bir edebi akım ya da edebi tavır da postmodernizmdir. Bu yazıda postmodernizmin Türk edebiyatında algılanması ve uygulanması  noktasında önemli bir yerde duran Hilmi Yavuz'un Fehmi K'nın Acayip Serüvenleri isimli anlatısı, postmodernizm ve modernizm açısından irdelenmiş ve bir edebi eserde postmodernizmin nasıl yansıtıldığının izleri sürülmeye çalışılmıştır.
       Anahtar  Kelimeler:Postmodernizm, Hilmi  Yavuz, Fehmi K'nın Acayip Serüvenleri, Modernizm, Anlatı.


    Devamı
    • Yorumlar: 0
  • Tarih: 3-05-2020, 22:44
    Kategori: Makale
    Gönderen: OK
        1980 sonrası Türk romanının önemli isimlerinden biri olan Hasan Ali Toptaş, -şimdilik- son romanı Beni Kör Kuyularda’yı üç yıllık bir aradan sonra yayımladı. Son yayımlanan romanı Beni Kör Kuyularda onun Sonsuzluğa Nokta ile başlayan roman serüveninin şimdilik son halkası.







    Devamı
    • Yorumlar: 0
  • Tarih: 1-05-2020, 14:35
    Kategori: Makale
    Gönderen: OK
    MakaleTürk şiirinin önemli kırılma noktalarından birini oluşturan İkinci Yeni şiiri, kendisine gelinceye değin var olan şiir algı ve anlayışlarını yerle bir eder. Kapalı, anlaşılması güç, soyut ve çoğu zaman da akıl dışı bir söyleyişi yeğler. İkinci Yeni şiiri, ne herhangi bir derginin etrafında toplanarak ne de bir bildiri yayımlayarak ortaya çıkar. Bu sebeple İkinci Yeni'nin öncü temsilcileri olduğu gibi sonraki dönemlerde de İkinci Yeni anlayışı çerçevesinde
    şiir yazan genç takipçileri olmuştur. Bunlardan birisi de Cahit Zarifoğlu'dur. Cahit Zarifoğlu'nun şiiri başından beri Sezai Karakoç çizgisinin devamı, kapalı, çoğu zaman soyut ve anlaşılması güç, imge yüklü bir şiir olarak tanımlanır. Bu bildiride İkinci Yeni şiiri ile Cahit Zarifoğlu şiirinin hangi noktalarda kesiştiğini tespit ederek Cahit Zarifoğlu'nun şiirlerinde İkinci Yeni şiirinin ayırıcı özelliklerinin ne derecede göründüğünü, şiirlerinden
    örneklerle vermeye çalışacağız. 
          Anahtar Kelimeler: Cahit Zarifoğlu,  ikinci yeni, Türk şiiri, şiirde kapalılık, anlamsızlık.
    Devamı
    • Yorumlar: 0
  • Tarih: 1-05-2020, 00:20
    Kategori: Hayat Tortusu
    Gönderen: OK
       Hep böyle mi olur? Bitti demekle bitmez. Açık bir yara gibi sızlayıp durur zamanlı zamansız. Üzerinden yıllar geçer, şehirler geçer, insanlar geçer, koskoca bir hayat geçer de bende bıraktığın sen geçmez, bitmez neden?... Hayata karıştım, çarşı pazar gezdim, yeni dostlar edindim, iş değiştirdim, giyim tarzımı, saçımı başımı değiştirdim, yolculuklara çıktım, evime evcil hayvan aldım, akraba ziyaretlerine gittim, kaza yaptım, ölümden döndüm, yeni filmler seyrettim, yeni kitaplar okudum... Sen gitmedin benden! Sen geldin kalbimin limanına demirledin. Git başka limanlara başka sevgililerin olsun dedim, bunu bile istedim, bunu bile.. Aç kaldım, susuz kaldım, kendimi sevgisiz bıraktım yine olmadı. Yediğim ekmekte, içtiğim suda, kahvenin falında suretin belirdi ansızın. Senden kaçtıkça sana yakalandım. Nasıl bu kadar çoğaldın, her baktığım yüz, nasıl da yüzün oldu.
       Hep böyle mi olur? Dinlediğim her şarkı nasıl seni anlatır? Gittiğim her yer nasıl da senli anılar yığınıyla bezenir?
      Evet, hep böyle oldu. Ne yaptımsa kurtulamadım senden. İşte teslim oluyorum sana. Gel, yağmala beni, yağmalayacak bir şey bulabilirsen. Gel, sök kalbimi yerinden, sana dair bir şey bulabilirsen. Gel, unuttur kendini artık. Git diyemiyorum, gitmedin çünkü bunca zamandır. 
    • Yorumlar: 0
  • Tarih: 1-05-2020, 00:18
    Kategori: Gizli İtiraf
    Gönderen: OK

    • Yorumlar: 0
  • Tarih: 1-05-2020, 00:13
    Gönderen: OK
        Mizancı Mehmed Murad (1854-1917) sadece yayımladığı gazete ve fikirleri ile değil fırtınalı hayatı ile de dikkat çekmiş farklı bir isimdir. Bu cevval ve münekkit adamın kaleminden çıkarak edebiyat tarihimizde yerini alan Turfanda mı Yoksa Turfa mı? romanı pek çok özelliği ile önemli bir eserdir.
       Mizancı Murad, kaba muaşaka tasvirlerinin millî roman diye itibar görmesinden rahatsızlık duyar ve ahlakçı edebiyat anlayışının bir yansıması olarak ediplik iddiasında bulunmaksızın Turfanda mı Yoksa Turfa mı? ile kendince millî romanın olması gereken örneğini verir. Sosyal ve siyasal alanda gördüğü aksaklıkları eleştirir ve bu aksaklıklar için çözümler önerir. Mizancı Murad'ın eğitim, siyaset, yeni insan tipi, köy ve köylü kalkınması konularında ileri sürdüğü fikirler sonraları gerçekleşecek birer kehanete dönüşür. Bütün bu özellikleriyle Türk romanı tarihinde önemli bir yer işgal eden Turfanda mı Yoksa Turfa mı? romanı, umarız bu baskısıyla da hak ettiği ilgiyi görür.
       Eski harflerle 1308 (1890-1891) yılında bir kez basılan bu roman, yeni harflerle epeyce baskı yapmıştır. Yılların ve alfabe değişikliğinin araya soktuğu müşkülleri aşarak Türk okuruna orijinal metin aktarımını geniş bir inceleme ile sunmaktan mutluyuz. 
    • Yorumlar: 0